İş Kazası ve Meslek Hastalığının Genel Tanımı

İş Kazası ve Meslek Hastalığının Genel Tanımı

İş Kazası ve Meslek Hastalığının Genel Tanımı

İŞ KAZASI KAVRAMI VE UNSURLARI

İş kazası, ilgili mevzuat hükümlerinde ve uluslararası örgütler tarafından tanımlanmıştır. Şöyle ki;

Uluslararası Çalışma Örgütü iş kazasını “Belirli bir zarara ya da yaralanmaya neden olan beklenmeyen ve önceden planlanmamış bir olaydır” şeklinde tanımlarken,

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise “Önceden planlanmamış, çoğu kez kişisel yaralanmalara, makinaların, araç ve gereçlerin zarara uğramasına, üretimin bir süre durmasına yol açan bir olaydır.” olarak tanımlamıştır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13 maddesinde iş kazası tanımı ve unsurları şu şekilde hüküm altına alınmıştır.

  • Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
  • İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, 
  • Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
  • Bu Kanun'un 4üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, 
  • Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen “engelli hâle getiren” olay.

Bu hükme paralel olarak 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesi de iş kazasının, işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay olduğu belirtilmiştir.

Bu madde kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Kısa Vadeli Sigortalar Daire Başkanlığı’nın 2008/ 108 sayılı Genelgesi’nde de bir olayın iş kazası sayılabilmesi için ;

  • Kazayı geçiren kişinin sigortalı olması,
  • Kazanın meydana gelmesi,
  • Kaza ile sonuç arasında uygun bir illiyet bağının bulunması
  • Kaza sonucu bedence veya ruhça özre uğraması ve bu unsurların bir arada gerçekleşmesi gerektiği öngörülmüştür.

Ayrıca genelgede “İş kazası işin yürütümü sırasında meydana gelen olayı ifade etmekte ise de yapılan işle ilgisi olmayan hal ve durumlarda meydana gelen olayları da kapsamaktadır.” denilmek suretiyle iş kazasının kapsamı genişletilmiştir. Yargıtay’ın da bu yönde birçok kararı bulunmaktadır. Şöyle ki;

Hukuk Genel Kurulu 2004/21-529 E., 2004/527 K. ve 13.10.2004 tarihli kararında sigortalının işyerinde veya işyeri sayılan yerlerde herhangi bir olay ve işle ilgili olmaksızın kalp krizi geçirerek ölmesini iş kazası olarak nitelemiştir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2004/4465 E. , 2004/6425 K. ve 05.07.2004 tarihli kararında ise aynen “intihar eylemi eğer işyerinde gerçekleşmiş ise, olayın salt işyerinde meydana gelmesi durumunda bile, intihar eden sigortalının gördüğü işle ilgili ve işvereninin kusurundan kaynaklanmamış olmasına rağmen 506 sayılı Yasanın 11. maddesi açıklığı gereği olay yine de iş kazasıdır.” kanaatine varmıştır. Ancak bu durumda olaylarla iş ve işveren arasında nedensellik bağı bulunmayacağı için işveren ve onun halefi olanlar Kuruma karşı sorumlu tutulamayacağı da kararda öngörülmüştür.

 

İŞYERİ KAVRAMI

Öte yandan madde hükümlerinde iş kazasının işyerinde veya işin yürütümü sırasında ortaya çıkması arandığından “işyeri” kavramının kapsamına da bakılması gerekmektedir.

5510 sayılı Kanunun 11. maddesinin 1. fıkrasında işyeri,  sigortalı sayılanların maddî olan ve olmayan unsurlar ile birlikte işlerini yaptıkları yerler olarak tanımlanmışken; aynı maddenin 2. fıkrasında işyerinde üretilen mal veya verilen hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerlerin, dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden veya meslek eğitimi yerlerin, avlu ve büro gibi diğer eklentiler ile araçların da işyerinden sayılacağı belirtilmiştir.

Bu noktada belirtmek gerekir ki işyeri kabul edilen alanlar bakımından uygulamada farklılıklar bulunmaktadır. Keza; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu   2002/21-200 E. 2002/304 K. 10.04.2002 tarihli kararında davacının kendi aracı ile iş yerine giderken başka bir araçla çarpışmak suretiyle geçirdiği kaza iş kazası olmayacağına kanaat getirmiştir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi bir kararında (27.05.2003 T. 2003/4658 E. 2003/4941 K.) sigortalının yolun karşısında bulunan servis aracına binme durağına gitmek için yolun karşısına geçerken geçirdiği kazanın iş kazası olmayacağına hükmederken,

Yine 21. Hukuk Dairesi 2003/4144-4122 sayılı 01.05.2003 tarihli kararıyla[1] işverene ait servis aracından inip işyerine gitmek için yolun karşısına geçerken üçüncü kişinin aracının çarpması sonucu ölmesini iş kazası olarak nitelendirmiştir

Görüldüğü üzere; Yargıtay’ın da farklı yönde kararları bulunmakta olduğundan işyeri kavramı ve meydana gelen kazanın iş kazası olup olmadığı her somut olay bakımından ayrıca takdir edilecektir.

 

MESLEK HASTALIĞI KAVRAMI

Meslek hastalığının tanımı 5510 sayılı Kanun’un 14. maddesinde yapılmıştır. Maddeye göre “Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.”

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre de meslek hastalığı, mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalığı ifade etmektedir

Sigortalının yakalandığı hastalığın meslek hastalığı olup olmadığı hususu belirlenirken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne bakılır. Bu yönetmelik meslek hastalıklarını belirleme yöntemini açıklamış ve ekinde meslek hastalıklarının bir listesini vermiştir. Ayrıca meslek hastalığının sigortalının işe başladıktan sonra ne kadar süre içinde ortaya çıkacağını da belirtmiştir.[2]

Meslek hastalığı, sigortalı işten ayrıldıktan sonra ortaya çıkmış ve sigortalı olarak çalıştığı işten kaynaklanmışsa, sigortalının 5510 sayılı Kanun’da belirtilen haklardan yararlanabilmesi için, eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın ortaya çıkması arasında bu hastalık için Yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması zorunludur.

Kurumca bir hastalığın klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonucunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile söz konusu hastalık Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir.

Ayrıca Kanunda, Yönetmelik’te belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıkların Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nca karara bağlanacağı öngörülmüştür.

Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de; diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılabilir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.[3]

Son olarak belirtmek gerekir ki sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun;

  • Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi,
  • Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi, sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur.

 

MESLEK HASTALIĞININ UNSURLARI

Bir sigortalının 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin hükümlerden yararlanabilmesi için öncelikle kanun kapsamında sigortalı kabul edilmesi gerekmektedir, aksi halde yakalandığı hastalık meslek hastalığı olarak kabul edilmez.

  • Sigortalının Bedensel veya Ruhsal Engellilik Durumuna Düşmesi

  • Geçici veya Sürekli Hastalık, Bedensel veya Ruhsal Engellilik Halinin Sigortalının Çalıştığı veya Yaptığı İşin Sonucu Olması Kanun kapsamında öngörülen diğer şartlardır.

 

İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIĞININ BİLDİRİMİ

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesinde iş kazasının gerçekleşmesi halinde işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde haber verilmesi gerektiği öngörülmüştür. Yine 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu md.14/2-a’da da iş kazalarının kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak; iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde, belirtilen süre iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlamaktadır. İş kazası bildirgesinin doğrudan ya da taahhütlü posta ile Kuruma bildirilmesi zorunludur.

Ayrıca bildirimin yapılmaması halinde idari para cezası yaptırımı söz konusu olmaktadır. Keza 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu md.26/1-e’de 14üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene ikibin Türk Lirası idari para cezası uygulanacağına dair hükme yer verilmiştir.

 

İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIĞI NETİCESİNDE OLUŞACAK ZARARLAR

Zarar çeşitleri iş göremezlik ve ölüm olarak ortaya çıkabilmektedir.

  • İş göremezlik : Bir iş kazası veya meslek hastalığı sonucu bedensel veya ruhsal bir zararın sebep olduğu çalışamama durumu iş göremezlik olarak adlandırılmaktadır.

    • ​​​​​​​​​​​​​​Geçici iş göremezlik
    • Kalıcı iş göremezlik: Kalıcı iş göremezlik ise “Çalışma Gücünün Kaybı” ve “Meslekte kazanma gücünün kaybı” olarak ortaya çıkabilmektedir.
  • Ölüm

 

HUKUKİ DAVALAR

İş kazasının gerçekleşmesinin ardından;

  • Ceza Soruşturması ve Ceza Davası

  • Maddi ve Manevi Tazminat Davası
  • Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Rücu Davası açılabilmesi mümkündür.

Ceza soruşturması ve ceza davası bakımından süreç, iş kazasının ardından ilgili kanun hükmü gereğince işveren tarafından kolluk kuvvetlerine derhal yapılacak bildirimle tahkikat aşaması başlamaktadır. İş kazası neticesinde meydana gelecek bedensel zararın nev’ine göre taksirle yaralama, taksirle ölüme sebebiyet verme, kasten yaralama, kasten öldürme ve sair ceza hükümleri kapsamında soruşturma yürütülür. İlgililere kusur atfedilebilmesi halinde ceza davası açılarak işveren ya da işveren olarak kabul edilen diğer şirket yetkilileri ve sorumlulukları tespit edilen diğer şahıslar sanık olarak yargılanır.

SGK Tarafından açılacak rücu davaları ise; SGK tarafından işçiye, iş kazası ve meslek hastalığı sebebiyle aylık ve ödenek bağlanması gibi gerekli maddi yardımlar yapılması ve Kurum’un, bu yardımları ilgililere kusurları oranında rücu etme hakkını saklı tutması sebebiyle açılan davalardır. Zira iş kazasının gerçekleşmesinde işçinin, üçüncü kişinin veya işverenin kusur oranlarının belirlenerek kusur izafe edilmesi söz konusudur.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Nedeniyle Tazminat Davaları ise 6098 sayılı TBK’nin genel hükümleri kapsamında istenebilecek alacak kalemlerden oluşmaktadır.

Maddi tazminat davasında 6098 sayılı TBK md.53 ve 54 uyarınca;

  • Ölüm Halinde;
    • Cenaze giderleri,
    • Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
    • Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar,
  • Bedensel Zarar Halinde ;
    • Tedavi giderleri,
    • Kazanç kaybı,
    • Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
    • Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar istenebilir.

Aynı zamanda 6098 sayılı TBK md.56’da bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerine göre hakimin, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebileceği ve ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.

 

[1] Çimento İşveren, cilt 29, sayı 6, Kasım 2015

[2] Sözer, (2015), s. 339.

[3] Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2019/3165 E.  ,  2020/296 K.