Yargıtay’ın Araç Değer Kaybı Davalarına İlişkin Kritik Kararı
20 Şubat 2025 tarihli Resmî Gazete ‘de yayımlanan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2023/12989 E. 2024/4378 K. sayılı kararı, trafik kazalarından kaynaklanan değer kaybına ilişkin tazminat davaları açısından önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır. Kararın, sigorta şirketine başvuru zorunluluğu ve dava şartlarının tamamlanabilirliği konularında getirdiği açıklamalar, uygulamada pek çok davayı etkileyebilecek niteliktedir.
Davacı, trafik kazası sonucu aracında meydana gelen değer kaybının tazmini amacı ile davalı sigorta şirketine ve kazaya karışan araç malikine 500,00 TL’lik tazminat davası açmış, daha sonra talebini 6.500,00 TL’ye çıkarmıştır. İlk derece mahkemesi, davacının sigorta şirketine önceden başvurmadığını tespit ederek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar vermiştir.
Davacı vekili, bu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuş ancak istinaf başvurusu da dava değeri kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Bunun üzerine Adalet Bakanlığı, kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.
Yargıtay, Adalet Bakanlığı’nın başvurusunu haklı bularak yerel mahkemenin kararını bozmuştur. Kararda şu önemli hususlar vurgulanmıştır:
- Sigorta Şirketine Başvuru Zorunluluğu Tamamlanabilir Bir Dava Şartıdır: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesine göre, zarar gören kişinin dava açmadan önce sigorta şirketine başvurması gerekmektedir. Ancak, Yargıtay bu başvurunun eksikliğinin kesin ret sebebi değil, tamamlanabilir bir dava şartı olduğu görüşündedir. Bu nedenle, mahkemenin davacıya eksikliği gidermesi için makul bir süre vermesi gerekir.
- Makul Süre Verilmesi Gerekliliği: Somut olayda yerel mahkeme, davacıya yalnızca bir haftalık süre vermiş ve bu süre içinde eksiklik giderilmediği için davayı usulden reddetmiştir. Yargıtay ise bu yaklaşımı hukuka aykırı bulmuş ve HMK m.115 uyarınca eksikliğin tamamlanması için mahkemelerin davacıya makul bir süre vermesi gerektiğini vurgulamıştır.
- Arabuluculuk Başvurusunun Yeterliliği: Yargıtay kararında, dava açılmadan önce sigorta şirketine doğrudan başvuru yapılmamış olsa bile dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılmışsa, bunun da sigorta şirketine başvuru şartını yerine getirdiği kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, sigorta hukuku açısından yeni bir içtihat oluşturmuştur.
- Araç Malikine Yönelik Taleplerin Değerlendirilmesi: Yargıtay, davacının yalnızca sigorta şirketine değil, kazaya karışan araç malikine ve/veya şoförüne yönelik de talepleri bulunduğunu belirterek, mahkemelerin bu hususu da göz önünde bulundurarak esastan inceleme yapması gerektiğini ifade etmiştir.
Bu karar, sigorta hukuku ve trafik kazalarına ilişkin tazminat davaları bakımından önemli sonuçlar doğuracaktır. Sigorta şirketine başvuru yapılmadan açılan davalar artık kesin ret sebebi oluşturmayacak, mahkemeler başvurunun yapılıp yapılmadığını araştırarak eksikliğin giderilmesi için makul süre tanıyacaktır. Ayrıca 6100 sayılı HMK m.114 vd. düzenlenen dava şartlarının tamamlanabilir nitelikte olduğu yönündeki 115. madde uygulaması ve içtihat güçlenmiştir.
Bu gelişme, sigorta hukuku uygulamalarını daha adil ve erişilebilir hale getirme potansiyeline sahiptir. Ancak her şeye rağmen hukuki süreçlerin etkin yönetimi açısından, bu içtihada uygun şekilde dava açılması ve sigorta şirketlerine yapılması gereken başvuruların titizlikle takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.