Ticari Sözleşmelerde İhtirazi Kayıt ve Cezai Şart
Ticari Sözleşmelerde İhtirazi Kayıt ve Cezai Şart: Şirket Sessiz Kalarak Hakkını Kaybeder mi?
Ticari ilişkilerde sözleşmeye aykırılık, taraflar arasındaki ilişkinin her zaman sona ermesiyle sonuçlanmaz. Şirketler, bayilerinin, tedarikçilerinin veya diğer iş ortaklarının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini bilmelerine rağmen ticari ilişkiyi sürdürmeyi tercih edebilir.
Örneğin bir bayi, sözleşmede belirlenen yıllık alım miktarına ulaşmamış olabilir. Dağıtıcı şirket ise bayiye ürün vermeye devam edebilir. Sözleşme sona erdiğinde veya ilişki bozulduğunda, geçmiş dönemlerdeki eksik alımlar için sözleşmede düzenlenen cezai şartın talep edilip edilemeyeceği gündeme gelir.
Bu noktada şu soru önem kazanır: Sözleşmede cezai şartın düzenlenmiş olması yeterli midir, yoksa şirketin ticari ilişki devam ederken bu hakkını ayrıca saklı tutması gerekir mi?
Yargıtay kararları, bu soruya bütün sözleşmeler için geçerli tek bir cevap vermemektedir. Cezai şartın türü, sözleşmedeki özel hükümler, ihlalin gerçekleştiği dönem, yapılan bildirimler ve tarafların ticari ilişki boyunca sergilediği davranışlar birlikte değerlendirilmektedir.
Cezai şart nedir?
Cezai şart, Türk Borçlar Kanunu’ndaki adıyla ceza koşulu, sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde uygulanmak üzere taraflarca önceden kararlaştırılan yaptırımdır.
Ticari sözleşmelerde cezai şart farklı yükümlülüklere bağlanabilir. Örneğin:
-
Bayinin belirli miktarda ürün satın almaması
-
Tedarikçinin ürünü kararlaştırılan tarihte teslim etmemesi
-
Yüklenicinin işi süresinde tamamlamaması
-
Taraflardan birinin gizlilik yükümlülüğünü ihlal etmesi
-
Sözleşmenin belirli koşullara aykırı olarak sona erdirilmesi
Bununla birlikte, sözleşmede “cezai şart” ifadesinin kullanılmış olması, her durumda aynı hukuki sonuca ulaşılacağı anlamına gelmez. Öncelikle kararlaştırılan cezanın niteliği ve hangi ihlale bağlandığı belirlenmelidir.
İhtirazi kayıt nedir?
İhtirazi kayıt veya çekince, bir tarafın belirli bir işlemi yaparken ya da karşı tarafın ifasını kabul ederken bazı haklarından vazgeçmediğini ortaya koymasıdır.
Cezai şart bakımından ihtirazi kayıt; şirketin ticari ilişkiyi sürdürmesine veya ifayı kabul etmesine rağmen, gerçekleşen sözleşme ihlali nedeniyle ceza talep etme hakkını saklı tuttuğunu göstermeye hizmet eder.
Örneğin teslimi geciken bir ürünü kabul eden şirketin, gecikme nedeniyle cezai şart talep etme hakkını saklı tuttuğunu bildirmesi veya yıllık alım taahhüdünü yerine getirmeyen bayiye, bu ihlalden doğan hakların korunacağını açıkça iletmesi ihtirazi kayıt bakımından değerlendirilebilir.
Burada bildirimin yalnızca yapılmış olması değil; hangi ihlale, hangi döneme ve hangi hakka ilişkin olduğunun anlaşılabilmesi de önemlidir.
İfaya ekli cezai şartta ihtirazi kayıt neden önemlidir?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesi, ceza koşulunun sözleşmenin ifasıyla ilişkisini düzenlemektedir.
Maddenin birinci fıkrasına göre, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı borcun veya cezanın ifasını isteyebilir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi için kararlaştırılan ceza ele alınmaktadır. Bu durumda alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.
Uygulamada bu ikinci tür ceza, ifaya ekli cezai şart olarak adlandırılmaktadır.
Yargıtay, sözleşmenin içeriğine göre, yıllık asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesine bağlanan bazı ceza koşullarını da ifaya ekli cezai şart kapsamında değerlendirmektedir. Böyle durumlarda, ticari ilişkinin çekince konulmadan sürdürülmesinin cezai şart talebine etkisi ayrıca incelenmektedir.
Sözleşme ihlaline rağmen ticari ilişkiye devam edilmesi cezai şart hakkını etkiler mi?
Şirketlerin ticari ilişkiyi sürdürme kararı tek başına bütün haklarından vazgeçtikleri anlamına gelmez. Ancak ilişkinin hangi koşullarda sürdürüldüğü, cezai şartın niteliği ve sözleşmedeki düzenlemeler sonucu etkileyebilir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 10.04.2019 tarihli kararına konu uyuşmazlıkta, akaryakıt bayisinin yıllık alım taahhütlerini yerine getirmediği, dağıtıcı şirketin ise bayiye ürün vermeye devam ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyada uygulanan önceki bozma kararında Yargıtay; dağıtıcının ihtirazi kayıt koymadan ürün vermeye devam etmesi nedeniyle ilk dört yıla ilişkin eksik alım için cezai şart isteyemeyeceğini belirtmiştir. Bununla birlikte, son yılın, taahhütnamedeki özel düzenleme dikkate alınarak ayrıca incelenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Dosyanın sonraki temyiz incelemesinde, son yıla ilişkin gerekli bilirkişi incelemesinin bozma kararına uygun şekilde yapılmaması ve başka bir usul nedeniyle karar yeniden bozulmuştur. Bu nedenle karar, son yıl için talep edilen tutarın kendiliğinden kabul edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır.
Kararın gösterdiği temel husus şudur: Sözleşmede cezai şart düzenlenmiş olsa da şirketin sözleşme süresince nasıl davrandığı, hangi dönemlerde çekince ileri sürdüğü ve sözleşmenin özel hükümleri talebin değerlendirilmesinde önem taşır.
Karar: Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 10.04.2019, E. 2017/4342, K. 2019/2450
Sözleşmede hakların saklı tutulması sonucu değiştirebilir mi?
Evet. Sözleşmede, hakların kullanılmamasının veya geç kullanılmasının feragat olarak yorumlanmayacağına ilişkin bir düzenleme bulunması, somut uyuşmazlıkta sonucu etkileyebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2024 tarihli kararlarından birinde, yıllık alım taahhüdüne uyulmamasına rağmen ticari ilişkiye devam edilen bir bayilik sözleşmesi incelenmiştir.
Uyuşmazlığa konu taahhütnamede, belirli hakların bir veya birden fazla kez kullanılmamasının bu haklardan feragat edildiği şeklinde yorumlanamayacağı düzenlenmiştir.
Hukuk Genel Kurulu, somut sözleşme hükmünü dikkate alarak, her yıl ayrıca ihtirazi kayıt ileri sürülmemesinin geçmiş döneme ilişkin cezai şart talebini kendiliğinden ortadan kaldırmayacağını değerlendirmiştir.
Kurul, aynı tarihte verdiği başka bir kararda da bayilik protokolünde yer alan benzer hükmü incelemiştir. Kararda, sözleşme ve protokoldeki düzenlemeler karşısında, ürün verilmeye devam edilmesinin tek başına cezai şartın artık istenmeyeceği yönünde haklı güven oluşturmayacağı belirtilmiştir.
Bununla birlikte, sözleşmeye yazılan her genel “haklarımız saklıdır” ifadesinin bütün durumlarda yeterli olacağı söylenemez. İlgili hükmün kapsamı, cezai şartla ilişkisi, tarafların davranışları ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
Kararlar:
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.02.2024, E. 2023/560, K. 2024/100
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.02.2024, E. 2023/503, K. 2024/99
Önceden gönderilen ihtar ihtirazi kayıt yerine geçebilir mi?
İhtirazi kaydın yalnızca teslim sırasında düzenlenen bir tutanakta yer alması zorunlu değildir. İfanın kabulünden önce yapılan ve cezai şart talep hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir bildirim de somut olayda önem taşıyabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.04.2024 tarihli kararında, yıllık asgari alım taahhüdüne aykırılığa rağmen uzun süre ürün teslimine devam edilen bir bayilik ilişkisi incelenmiştir.
Daire, sonradan gönderilen noter ihtarlarını ve son döneme ilişkin koşulları dikkate alarak, bazı dönemler yönünden cezai şart niteliğindeki talebin değerlendirilebileceğini belirtmiş ve talebin reddine ilişkin kararı bozmuştur.
Bu karar, önceki bir dönemde çekince konulmamış olmasının, sonraki bütün dönemler için aynı sonucun doğacağı anlamına gelmediğini göstermektedir. Ancak sonradan gönderilen her ihtarın, geçmişte kaybedilmiş bir talep hakkını kendiliğinden yeniden doğuracağı sonucuna da varılmamalıdır.
İhtarın içeriği, karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığı, hangi ihlale ve hangi döneme ilişkin olduğu ayrı ayrı incelenmelidir.
Karar: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 01.04.2024, E. 2022/6032, K. 2024/2624
Yıllık alım taahhüdü ile toplam alım taahhüdü arasındaki fark
Cezai şartın değerlendirilmesinde, sözleşmedeki yükümlülüğün her yıl için ayrı ayrı mı, yoksa sözleşme süresinin tamamı için toplam olarak mı kararlaştırıldığı önemlidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.04.2024 tarihli kararında incelenen sözleşmede, alım taahhüdü ve buna bağlı cezai şart yıllık dönemler yerine beş yıllık sözleşme süresi için öngörülmüştür.
Bölge adliye mahkemesi, bu sözleşme düzenlemesi karşısında her yıl sonunda ayrıca ihtirazi kayıt veya ihtar aranması gerektiği gerekçesiyle cezai şart talebinin reddedilmesini doğru bulmamıştır. Yargıtay da bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.
Bu ayrım, benzer ticari ilişkilerde neden farklı sonuçlara ulaşılabildiğini de göstermektedir. Farklı sonuçların nedeni her zaman mahkemelerin görüş değiştirmesi değildir; tarafların yükümlülüğü sözleşmede farklı şekilde düzenlemiş olması da sonuca etki edebilir.
Karar: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 17.04.2024, E. 2022/6561, K. 2024/2942
İstinaf mahkemeleri cezai şart ve ihtirazi kayıt hakkında ne diyor?
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 06.06.2024 tarihli kararında, bayilik sözleşmesindeki eksik ürün alımına bağlı cezai şart değerlendirilmiştir.
Daire, ifaya ekli ceza koşulunda, ifadan önce hakkın saklı tutulmasının veya sözleşmede ayrıca ihtirazi kayıt aranmayacağının kararlaştırılmasının önemine değinmiştir. Bu değerlendirme yapılırken Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024 tarihli kararına da atıf yapılmıştır.
Somut olayda ayrıca sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar tamamlanmamış taahhüt dönemi için sözleşmede öngörülen gün hesabı incelenmiş ve cezai şart talebi yönünden yeniden hüküm kurulmuştur.
Karar, uyuşmazlığın yalnızca “ihtirazi kayıt var mı, yok mu?” sorusuyla çözülemeyeceğini göstermektedir. Sözleşmenin bitiş tarihi, taahhüt döneminin tamamlanıp tamamlanmadığı ve kısa dönemler için özel hesaplama yöntemi bulunup bulunmadığı da önem taşımaktadır.
Karar: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 06.06.2024, E. 2022/266, K. 2024/993
Fesih sırasında hakların saklı tutulması neden önemlidir?
Ticari ilişkiler sona ererken taraflar arasında fesihname, ibra veya mutabakat belgesi düzenlenmesi sıklıkla görülür. Bu belgelerde kullanılan ifadeler, sonradan ileri sürülecek alacak ve cezai şart taleplerini etkileyebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2023 tarihli kararında, bayilik sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin belgede belirli hak ve alacaklara yönelik talep ve dava haklarının saklı tutulduğu görülmüştür.
Kurul, fesih sonrasında fatura düzenlenmesi ve icra takibi başlatılması dâhil süreci birlikte değerlendirerek, somut olayda cezai şarttan vazgeçildiği yönünde karşı tarafta haklı güven oluşturacak kadar uzun süre sessiz kalındığının söylenemeyeceğini belirtmiştir.
Bu karar, fesih belgesindeki ifadelerin ve fesih sonrasındaki davranışların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bununla birlikte, her fesihnamedeki genel hak saklı tutma kaydının bütün uyuşmazlıklarda yeterli olacağı varsayılmamalıdır.
Karar: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.11.2023, E. 2023/838, K. 2023/1131
Güncel Yargıtay kararlarında görüş değişikliği var mı?
İncelenen 2024, 2025 ve 2026 tarihli kararlar birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay’ın ihtirazi kayda ilişkin yaklaşımını bütünüyle terk ettiğini söylemek mümkün değildir.
Bir yanda, çekince konulmadan ticari ilişkiye devam edilmesinin belirli dönemler yönünden cezai şart talebini etkileyebileceğini kabul eden kararlar bulunmaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli bir kararında, önceki bozma kararına uyularak ilk dönem yönünden talebin reddedildiği ve ikinci dönemin ayrı değerlendirildiği hükmü onamıştır. Karar, kendi sözleşme hükümleri ve yargılama geçmişi içinde değerlendirilmelidir.
Diğer yanda, sözleşmede hakların geç kullanılmasının feragat sayılmayacağına ilişkin düzenlemelerin dikkate alındığı kararlar bulunmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.02.2026 tarihli kararında, bu tür bir sözleşme hükmünü değerlendiren ilk derece ve istinaf kararları onanmıştır. Bununla birlikte, söz konusu kararda bu meseleye ilişkin ayrıntılı yeni bir ilke tartışması yapılmamıştır.
İncelenen kararların ortaya koyduğu yaklaşım, cezai şart talebi değerlendirilirken sözleşmedeki hükümler ile sözleşmenin fiilen uygulanma biçiminin birlikte incelenmesi gerektiğidir.
Kararlar:
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 11.03.2025, E. 2024/6161, K. 2025/1662
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 11.02.2026, E. 2025/3150, K. 2026/924
Şirketler sözleşme sürecinde nelere dikkat etmeli?
Cezai şartın yalnızca sözleşmeye yazılması, uyuşmazlık riskinin yönetildiği anlamına gelmez. Sözleşmenin uygulanması sırasında da yükümlülüklerin ve doğan hakların takip edilmesi gerekir.
Bu kapsamda şirketlerin özellikle şu konulara dikkat etmesi önemlidir:
Taahhüt dönemlerinin belirlenmesi: Alım, satış, teslim veya performans yükümlülüğünün yıllık mı, dönemsel mi, yoksa sözleşme süresinin tamamına ilişkin mi olduğu açıkça düzenlenmelidir.
Cezai şartın açık şekilde düzenlenmesi: Hangi ihlalde, hangi dönem için ve nasıl hesaplanarak talep edileceği belirlenmelidir. Sözleşmenin sona ermesi hâlinde doğabilecek talepler de ayrıca değerlendirilmelidir.
Hakların saklı tutulmasına ilişkin hükümlerin incelenmesi: Hakkın hemen kullanılmamasının sonuçları ve ihtirazi kayıt gerekip gerekmediği, sözleşmenin diğer hükümleriyle birlikte ele alınmalıdır.
İhlallerin döneminde tespit edilmesi: Alım raporları, teslim belgeleri, faturalar, cari hesap kayıtları, mutabakatlar ve yazışmalar düzenli şekilde takip edilmelidir.
Bildirimlerin somutlaştırılması: Bir ihlal üzerine yapılacak bildirimin, ilgili dönemi, ihlali ve saklı tutulan hakkı yeterince açık göstermesi önemlidir. Bildirimin karşı tarafa ulaştığının ispatı da gözetilmelidir.
Fesih ve mutabakat belgelerinin incelenmesi: Ticari ilişki sona ererken kullanılan ibra, feragat ve hak saklı tutma ifadeleri, sonradan ileri sürülecek talepleri doğrudan etkileyebilir.
Şirketler, sözleşme ihlaline rağmen ticari ilişkiyi sürdürmek isteyebilir. Bu durumda önemli olan, ticari kararın mevcut sözleşme hakları üzerindeki olası etkilerinin önceden değerlendirilmesi ve sürecin buna göre kayıt altına alınmasıdır.
Sıkça sorulan sorular
Sözleşmede cezai şart varsa her zaman ihtirazi kayıt gerekir mi?
Hayır. Cezai şartın türü, sözleşmedeki özel hükümler, yapılan bildirimler ve somut olayın koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle ifaya ekli cezai şartta çekincesiz ifanın kabulü önem taşımakla birlikte, sözleşmeyle veya ifadan önce yapılan uygun bir bildirimle hakkın saklı tutulduğu durumlarda sonuç değişebilir.
Şirket, sözleşme ihlaline rağmen ilişkiye devam ederse bütün haklarını kaybeder mi?
Hayır. Böyle genel bir sonuç çıkarılamaz. Hangi hakkın hangi nedenle doğduğu, ihlalin dönemi, sözleşme hükümleri, yapılan bildirimler ve tarafların davranışları ayrı ayrı incelenmelidir.
Cezai şart için her yıl noter ihtarı göndermek zorunlu mudur?
İncelenen Yargıtay kararlarında, hakkın saklı tutulmasının farklı yollarla ortaya konulabileceği kabul edilmektedir. Bununla birlikte seçilecek yöntemin somut sözleşmeye uygunluğu, bildirimin içeriği ve karşı tarafa ulaştığının ispatı önem taşır.
Sözleşmeye “haklardan feragat edilmiş sayılmaz” hükmü konulması yeterli midir?
Bu tür bir hüküm, incelenen Hukuk Genel Kurulu kararlarında sonucu etkilemiştir. Ancak her genel hükmün her uyuşmazlıkta aynı sonucu doğuracağı söylenemez. Hüküm; cezai şart, sözleşmenin bütünü ve tarafların uygulamasıyla birlikte yorumlanmalıdır.
Son yıla ilişkin cezai şart her durumda talep edilebilir mi?
Hayır. Bazı kararlarda son dönem önceki dönemlerden farklı değerlendirilmiştir. Ancak bu durum, son yıla ilişkin cezai şartın her olayda otomatik olarak talep edilebileceği anlamına gelmez. Taahhüdün içeriği, sözleşmenin sona erme biçimi ve diğer koşullar incelenmelidir.
Cezai şart ile kâr mahrumiyeti aynı şey midir?
Her zaman değildir. Sözleşmede belirli bir hesaplama yöntemiyle öngörülen tutar bazı kararlarda cezai şart niteliğinde değerlendirilirken, başka bir talep gerçek kâr kaybının tazmini niteliğinde olabilir. Talebin adı kadar, sözleşmedeki düzenlemenin içeriği ve hukuki niteliği de önemlidir.
Sonuç
Ticari sözleşmelerde cezai şartın talep edilip edilemeyeceği, yalnızca sözleşmede bir ceza hükmü bulunmasına bağlı değildir. Sözleşmenin içeriği, ihlalin gerçekleştiği dönem, tarafların davranışları, yapılan bildirimler ve hakların saklı tutulmasına ilişkin düzenlemeler birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle uzun süreli bayilik, tedarik ve dağıtım ilişkilerinde sözleşmenin uygulanmasının düzenli olarak takip edilmesi; ihlallerin, bildirimlerin ve tarafların kararlarının kayıt altına alınması önem taşımaktadır.
Şirket hukuk müşavirliği de bu noktada yalnızca sözleşmenin hazırlanmasıyla sınırlı değildir. Sözleşmenin uygulanması sırasında doğan risklerin değerlendirilmesi ve şirketin ticari kararlarını alırken hukuki sonuçları görebilmesi, sürecin önemli bir parçasıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her uyuşmazlık, ilgili sözleşme hükümleri, somut olayın koşulları ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.