İhbar Önelli Fesihte İşe İade Süresi ve Tebliğin İspatı
İhbar Önelli Fesihte İşe İade Süresi ve Fesih Bildiriminin Tebliğinin İspatı
İş güvencesi kapsamındaki bir işçi, iş sözleşmesinin geçerli bir sebep gösterilmeksizin veya gösterilen sebep geçerli olmaksızın feshedildiği iddiasıyla işe iade talebinde bulunabilir. Bunun için, fesih bildiriminin kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurması gerekir.
İhbar öneli verilerek yapılan fesihlerde işçi, fesih bildiriminin ardından bir süre daha çalışmaya devam eder. İş sözleşmesi ise kural olarak ihbar önelinin sonunda sona erer. Bu nedenle fesih bildiriminin tebliğ tarihi ile sözleşmenin sona erdiği tarih farklı olabilir.
Uygulamada, işe iade için arabuluculuğa başvuru süresinin hangi tarihten başlayacağı ve fesih bildiriminin işçiye ne zaman tebliğ edildiğinin nasıl ispatlanacağı önemli uyuşmazlıklara yol açmaktadır.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 13.02.2025 tarihli, E. 2025/70, K. 2025/287 sayılı kararı; fesih bildiriminin tebliğ tarihinin ispatı, imzalı bildirimin diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi ve fesih sebebinin bildirimde gösterilmemesinin sonuçları bakımından dikkat çekicidir.
İhbar Önelli Fesihte İşe İade İçin Arabuluculuk Süresi Ne Zaman Başlar?
4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesinde, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce uygulanacak bildirim süreleri, işçinin kıdemine göre düzenlenmiştir. Bu süreler asgari olup sözleşmelerle artırılabilir.
İşverenin bildirim süresi kullandırarak iş sözleşmesini feshetmesi hâlinde sözleşme, kural olarak bu sürenin sonunda sona erer. Ancak işe iade talebiyle arabulucuya başvuru süresi bakımından belirleyici olan tarih farklıdır.
İş Kanunu’nun 20. maddesinde öngörülen bir aylık süre, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten değil, fesih bildiriminin işçiye tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. İşçinin ihbar öneli boyunca çalışmaya devam etmesi, tek başına bu sürenin işlemesini engellemez.
Yargıtay’ın Önelli Fesihte Sürenin Başlangıcına İlişkin Kararı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 17.06.2020 tarihli, E. 2020/978, K. 2020/5774 sayılı kararı da bu yöndedir.
Karara konu uyuşmazlıkta, yurt dışında çalışan işçiye ihbar öneli verilerek fesih bildiriminde bulunulması hâlinde, işe iade talebiyle arabulucuya başvuru süresinin başlangıcı konusunda bölge adliye mahkemesi daireleri arasında görüş ayrılığı ortaya çıkmıştır.
Yargıtay, 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi kapsamında yaptığı inceleme sonucunda, işçinin yurt dışında çalışmasının ve iş sözleşmesinin önelli olarak feshedilmesinin İş Kanunu’nun 20. maddesindeki sürenin başlangıcını değiştirmeyeceğine karar vermiştir. Buna göre arabulucuya başvuru süresi, fesih bildiriminin işçiye tebliğinden itibaren işlemeye başlar.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi Kararına Konu Olay
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin incelediği olayda davacı işçi, 27.09.2022 ile 31.05.2023 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde çalışmıştır.
İşveren, iş sözleşmesinin 31.05.2023 tarihinde sona ereceğinin 17.04.2023 tarihli fesih ihbarnamesiyle işçiye bildirildiğini savunmuştur. İşverene göre işçiye 44 günlük ihbar öneli tanınmış ve iş sözleşmesi bu sürenin sonunda sona ermiştir.
İşçi ise fesih bildiriminin kendisine 17.04.2023 tarihinde tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür. İşten ayrılışı sırasında bazı belgelerin kendisine imzalatıldığını ve işverenin dayandığı belgede yazılı tarihin gerçek imza tarihini yansıtmadığını belirtmiştir.
İşçi, 08.06.2023 tarihinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmuştur. İlk derece mahkemesi, fesih bildiriminin 17.04.2023 tarihinde tebliğ edildiğini kabul ederek bir aylık arabuluculuk başvuru süresinin geçirildiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
İstinaf incelemesinde ise fesih bildiriminin gerçekten 17.04.2023 tarihinde tebliğ edilip edilmediği ve arabulucuya başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığı değerlendirilmiştir.
İmzalı Fesih Bildirimi Tebliğ Tarihini İspatlamak İçin Yeterli midir?
Adana Bölge Adliye Mahkemesinin incelediği fesih ihbarnamesinde işçinin adı ve imzası bulunmaktadır. Ancak uyuşmazlık, imzanın işçiye ait olup olmadığından çok, belgenin hangi tarihte imzalanarak işçiye tebliğ edildiği noktasında toplanmıştır.
Daire, belgenin üzerinde yazılı tarihi tek başına esas almamış; dosyadaki diğer delilleri de değerlendirmiştir. Bu kapsamda özellikle şu hususlar üzerinde durulmuştur:
-
İşçinin kıdemine göre İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca dört haftalık bildirim süresine tabi olması; işveren tarafından tanındığı ileri sürülen önelin ise altı haftadan fazla olması.
-
İş arama iznine ilişkin kayıtların ve puantaj belgelerinin mayıs ayının son günlerini göstermesi.
-
İşveren tanıklarının bildirimin 17.04.2023 tarihinde yapıldığını doğrulayan açık bir bilgisinin bulunmaması ve tanıklardan birinin işçiyle işten ayrılışından yaklaşık iki hafta önce görüşüldüğünü beyan etmesi.
Bölge adliye mahkemesi, bu olguları birlikte değerlendirerek fesih bildiriminin üzerinde yazılı 17.04.2023 tarihinde tebliğ edildiğinin işveren tarafından ispatlanamadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu doğrultuda işçinin işe iade talebiyle arabulucuya süresinde başvurduğu kabul edilmiştir.
Bu karardan, işçi tarafından imzalanmış bir fesih bildiriminin her durumda tebliğ tarihini ispatlamak için yetersiz olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Somut olayda belgedeki tarih, diğer delillerle birlikte değerlendirilmiş ve ileri sürülen tebliğ tarihi ispatlanmış kabul edilmemiştir.
Aynı şekilde, işçiye kanuni asgari süreden daha uzun ihbar öneli verilmesi tek başına hukuka aykırı değildir. İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca bildirim süreleri sözleşmelerle artırılabilir. İncelenen kararda, ileri sürülen önelin uzunluğu diğer olgularla birlikte delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmıştır.
Fesih Sebebinin Bildirimde Gösterilmemesinin Sonucu
Bölge adliye mahkemesi, arabulucuya başvurunun süresinde olduğunu kabul ettikten sonra feshin geçerliliğini de incelemiştir.
Dosyadaki fesih bildiriminde iş sözleşmesinin sona ereceği tarih gösterilmiş; ancak fesih sebebine yer verilmemiştir. Daire ayrıca işçinin savunmasının alınmadığını da belirtmiştir.
İş Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrası uyarınca işveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin şekilde belirtmek zorundadır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle belirsiz süreli iş sözleşmesi, işçinin hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan feshedilemez. İşverenin İş Kanunu’nun 25. maddesinin ikinci bendi kapsamındaki fesih hakkı saklıdır.
Öte yandan, İş Kanunu’nun 20. maddesinin ikinci fıkrası gereğince feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükü işverene aittir. İşçi, feshin işveren tarafından ileri sürülen sebepten başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bu iddiasını ispatlamalıdır.
Bölge adliye mahkemesi, somut olayda fesih sebebinin bildirimde gösterilmediği ve işçinin savunmasının alınmadığı gerekçesiyle feshin şeklen geçersiz olduğunu değerlendirmiştir. İlk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin Nazif Yücel Kararı: Tebliğ Tarihinin Değerlendirilmesi
Fesih bildiriminin tebliğ tarihine ilişkin uyuşmazlıklarda, dosyadaki delillerin niteliğine göre farklı sonuçlara ulaşılabilir.
Anayasa Mahkemesinin Nazif Yücel başvurusuna ilişkin kararında da işçi, fesih bildiriminin kendisine işten ayrıldığı tarihte imzalatıldığını ve belgeye daha erken bir tarih yazıldığını ileri sürmüştür.
İlk derece mahkemesi, dosyada bulunan iki farklı fesih bildiriminin ne zaman imzalandığı konusunda tereddüt bulunduğunu değerlendirerek sürenin işçinin fiilî çalışmasının sona erdiği tarihten başlatılması gerektiğini kabul etmiş ve işe iadeye karar vermiştir.
Bölge adliye mahkemesi ise delilleri farklı değerlendirerek fesih bildiriminin daha önce tebliğ edildiği ve bir aylık süre içinde arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 15.01.2025 tarihli kararında, somut olayın koşulları çerçevesinde istinaf mahkemesinin değerlendirmesinin Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir müdahale oluşturmadığı sonucuna varmış ve başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile Nazif Yücel başvurusu birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ tarihine ilişkin uyuşmazlığın yalnızca belgenin imzalı olması veya işçinin tarihe itiraz etmesi üzerinden çözümlenemeyeceği görülmektedir. Belgenin düzenleniş biçimi, tarafların beyanları, tanık anlatımları ve diğer kayıtlar somut olayın koşulları içinde önem taşır.
İşverenler Açısından Fesih Bildiriminin Tebliği ve İspatı
İşverenler bakımından, fesih bildiriminin İş Kanunu’nun 19. maddesine uygun hazırlanmasının yanında, işçiye hangi tarihte ve ne şekilde tebliğ edildiğinin ispatı da önemlidir.
Bildirimde yer alan tarih, tebellüğ şerhi ve imzanın açık olması; tebliğ sürecine ilişkin kayıtların izin ve puantaj belgeleriyle tutarlılık göstermesi, olası bir uyuşmazlıkta delillerin değerlendirilmesini etkileyebilir.
İşçinin bildirimi imzalamaktan kaçınması hâlinde ise İş Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca durumun o yerde tutanakla tespit edilmesi gerekir. Düzenlenen tutanağın içeriği ve diğer delillerle ilişkisi de tebliğ tarihinin belirlenmesinde dikkate alınacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
İhbar önelinde çalışırken işe iade için arabulucuya başvurulabilir mi?
İşçinin ihbar öneli boyunca çalışmaya devam etmesi, işe iade talebiyle arabulucuya başvuru süresinin işlemesine tek başına engel değildir. Bir aylık süre bakımından fesih bildiriminin tebliğ tarihi esas alınır.
İşe iade için arabuluculuğa başvuru süresi ne kadardır?
İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca işçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmalıdır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir.
Fesih bildirimindeki tarih tek başına yeterli midir?
Belgede yazılı tarihin ve imzanın ispat gücü, somut olayın koşulları ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Adana Bölge Adliye Mahkemesinin incelediği olayda, belgedeki tarih diğer kayıtlar ve tanık anlatımlarıyla birlikte değerlendirilmiş; işverenin ileri sürdüğü erken tebliğ tarihi ispatlanmış kabul edilmemiştir.
İşçiye kanuni süreden daha uzun ihbar öneli verilebilir mi?
Evet. İş Kanunu’nun 17. maddesindeki bildirim süreleri asgari niteliktedir ve sözleşmelerle artırılabilir. Daha uzun bir önel verilmesi tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz.
Sonuç
İhbar önelli fesihlerde iş sözleşmesi, kural olarak bildirim süresinin sonunda sona erer. Buna karşılık işe iade talebiyle arabulucuya başvuruya ilişkin bir aylık süre, fesih bildiriminin işçiye tebliğiyle işlemeye başlar.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi kararı, tebliğ tarihinin ispatının uyuşmazlığın sonucunu doğrudan etkileyebileceğini göstermektedir. İşverenin ileri sürdüğü erken tebliğ tarihi ispatlanamadığında, arabulucuya başvurunun süresinde olduğu kabul edilerek feshin geçerliliği incelenebilir. Fesih sebebinin bildirimde gösterilmemesi de somut olayda feshin geçersizliği ve işe iade sonucunu doğurabilir.